Bir zamanlar, rüzgârın ve özgürlüğün hüküm sürdüğü, geniş bozkırların arasında bir yörük köyü yer alıyordu. Bu köyde, hayatın getirdiği zorluklar karşısında dimdik ayakta duran kadınlar ve göğü delip geçen özgür ruhlu erkekler vardı. Fakat bir gün, bu dünyadaki dengeyi sarsacak bir olay yaşandı; yörük bir adam, sevdiği kadını yalnızca üç kız çocuğu doğurduğu için ağaçlara bağladı. O an, nehirlerin akışını durduracak, bulutların gökyüzünde dolanmasını engelleyecek kadar ağır bir sessizlik çökmüştü. Kadın, bedeninin bağlı olduğu ağaçla birleşmiş, hayata dair her şeyin yükünü sırtında taşımak zorunda kalmıştı. O an, onun gözlerinde bir umutsuzluk, bir çaresizlik belirdi; fakat aynı zamanda bu terk edilişin içinde saklı bir direniş de barındırıyordu. Bu hikaye, aşkın ve cinsiyetin toplumsal algısının ne denli karmaşık olduğunu gözler önüne seriyordu. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz 

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.